19 Haziran 2009 Cuma

Can Dündar’ın bir yazısından.

Bazen sadece öz babalarımız olmuyor bize babalık yapanlar, hayatımıza yön veren, bize örnek olan, bize gerçek sevgiyi verip, “Baba” saydığımız insanlarda oluyor, işte bunlardan birine Can Dündar’ın bir yazısında rastladım ve babalar gününe yaklaştığımız şu günlerde sizinle de paylaşmak istedim.



Belki bilenlerimiz vardır Can Dündar Ankara Atatürk Lisesi mezunu ve vefalı bir mezun. Bahsettiğim yazsında Can Dündar, lisedeki bir öğretmeninden bahsediyor. Hayrettin Sağlamtunç; "Hayri Baba" olarak andıkları, saydıkları eski öğretmenlerinden...Hayri baba o soğuk ingilizce derslerini sevdiren, öğrenciyle arasında iletişimi mükemmel olan ve bütün o çocukların sevgisini kazanıp, akıllarında yer edip, “baba” sayılan biri. Öyle ki Can Dündar yazısının sonunu şöyle bitiriyor.


“Bizde emeği kadar, ‘babalığı’ da çoktur. Nur içinde yatsın! “


Ve Can Dündar’ın yazısında aktardığı küçük bir anektodla da nasıl bir etkisinin olduğuna tanık olabiliyoruz.



"Bensiz sinema ha!"
Bir gün sınıfa girdiğinde sadece iki öğrencinin bulunduğunu görmüş.
"Diğerleri nerede?" diye sormuş.
Sınıfta kalanlar, hocaya yaranmak için arkadaşlarını "satmışlar":
"Kız lisesinden kızlarla 2 matinesine Büyük Sinema'ya gittiler" demişler.
"Öyle mi? Peki, siz de serbestsiniz" demiş Hayri Baba...
Sonra da doğruca, zaten müdavimi olduğu Büyük Sinema'ya gitmiş.
Gişedeki kıza "Bizim okuldan çocuklar gelecekti, bana onların yanından bir bilet verir misiniz?" demiş.
Sonra sınıfın bulunduğu balkona çıkıp "öğrencileri basmış".
Talebe önce dilini yutmuş şaşkınlıktan, sonra alkışlarla sinemayı yıkmış.
Okulu kıran talebelerle hocaları birlikte oturup film seyretmişler.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder